Enflasyonun Hesaplanmasında İklim ve Üretim Deseni Göz Önüne Alınmalıdır

Prof.Dr. Turan KARADENİZ 19 Haziran 2019 Diğer Yazıları 2388 -A+

Enflasyon kısaca hanehalklarının tüketimine yönelik mal ve hizmet fiyatlarının zaman içindeki değişimidir. TÜFE, amaca göre bireysel tüketim sınıflaması (COICOP) kullanılarak, tüketim harcamalarını 12 ana grup ve 43 alt gruba ayrılmıştır. Her grubun TÜFE içinde farklı ağırlığı vardır. Ürün sepetlerinin ve ağırlıklarının güncellenmesi her yılın sonunda yapılmakta ve zincirleme Laspeyres formülü ile devam ettirilmektedir. TÜFE ana gruplarından biri de Gıda ve Alkolsüz İçecekler grubudur. 2018 yılı için Gıda ve Alkolsüz İçecekler grubunun ağırlığı 23,03’tür. Bunun anlamı, hanehalklarının her 1000 TL’lik tüketim harcamasının yaklaşık 230 TL’sini gıdaya harcadığını göstermektedir. Enflasyonun Belirlenmesi Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda her ay 126 ürünün fiyatındaki değişim izlenmektedir. Bu grubu yaş sebze ve meyve ile işlenmiş ürünler olarak iki başlıkta değerlendirmek mümkündür: a) Yaş sebze ve meyvenin bu grup içindeki ağırlığı ,37, b) İşlenmiş ürünlerin ise y,63’tür. Bir aile gıdaya ayırmış olduğu 230 TL’nin yaklaşık 46 TL’sini sağlıklı ve dengeli beslenmesi için gerekli olan bu gruba ayırmaktadır. Ancak şu da unutulmamalıdır ki, işlenmiş gıda ürünlerinin bir kısmının hammaddesi bu ürünlerden temin edilmektedir. Yaş meyve ve sebze grubundaki fiyat değişikliği işlenmiş ürünlere de yansımaktadır. Yaş sebze meyve fiyatları haftalık olarak toplanmaktadır. Yaş sebze meyve ürünlerinin ağırlıkları, genel enflasyonu etkilediği için ayrıca önem kazanmaktadır. Bu nedenle ailelerin o ürün için ayırdıkları bütçe (ağırlık) oldukça önemlidir. Enflasyon sepetindeki ürün ve ağırlıkları TÜİK tarafından yapılan hanehalkı tüketim anketleriyle elde edilmektedir. 2017 yılında TÜİK yaş sebze meyve alt grubu enflasyon hesaplamasında yöntem değişikliğine gitmiştir. Daha önce mevsimsel ağırlıklar kullanılmaktaydı. Bunun anlamı, aylık mevsim özelliğine ve ürünlerin üretim dönemi dikkate alınarak, yani ürünün piyasaya arz edilme miktar ve zamanına göre ağırlıklar (ailelerin o ürün için ayırdığı para oranı) değişmekteydi. Bilimsel terminolojideki karşılığı bu ürünler için aylık değişken ağırlık kullanılmaktaydı. 2017 yılından itibaren ise aylık sabit ağırlıklara geçilmiştir. Bu yöntemle ürünler her ay aynı ağırlıkla üretim miktar/tüketimden bağımsız olarak enflasyona etki etmektedir. Bunun gerekçesi, yaş sebze ve meyvelerden kaynaklı enflasyondaki aylık ağırlık kaynaklı değişimi/dalgalanmayı azaltmaktır. Literatürde bu kavram yer almaktadır. Ancak bu yöntemin ülkemiz için bazı sakıncaları olabileceği ve enflasyonun gerçek değerlerine olumsuz yansımaları olabileceği düşünülmektedir. Bunlar; 1) Bu yöntem, iklim ve üretim deseni farklılığını ve çokluğunu tam olarak yansıtamamaktadır. Yaş sebze ve meyve grubu ürünler farklı zaman dilimlerinde ve farklı miktarlarda hem açıkta (tarlada) hem de örtüaltında (sera) yetiştirilmektedir. Örneğin 2017 yılı dolmalık biber toplam üretimi 421 bin ton iken, bunun sadece $’ü (100 bin ton) seradan elde edilmektedir. Tarlada domates üretimi ortalama 4 ay yapılmaktadır, buna göre aylık domates üretim/tüketimi 80 bin ton civarındadır. Buna karşılık sera üretimi ise yaklaşık 8 ay sürmekte ve aylık domates üretim/tüketimi yaklaşık 12 bin 500 ton düzeyindedir. 2) Bir diğer örnek taze fasulyenin toplam yıllık üretimi 630 bin ton iken, bunun sadece %8’i (48 bin ton) serada üretilmektedir. Tarla üretimi döneminde taze fasulyenin aylık üretim/tüketimi 145 bin 500 ton iken, sera üretimi döneminde arz edilen ürün ise sadece 6 bin tondur. Daha açık bir ifade ile tarla döneminde hanehalkı başına aylık taze fasulye tüketimi 6,6 kg iken, sera üretimi döneminde bu rakam sadece 272 gramdır. 3) Ülkemizde toplam 22 milyon hane (aile) olduğunu varsaydığımızda, tarla üretimi döneminde dolmalık biberin aylık tüketimi aile başına 3,6 kg iken, sera döneminde sadece 570 gramdır. 4) Örneğimizdeki taze fasulye ve dolmalık biberin Gıda ve Alkolsüz İçecekler grubu içindeki ağırlığı %0,82 iken, genel sepetin içindeki ağırlığı ise sadece %0,19’dur. 5) 2017 Ocak ayında dolmalık biberin fiyatı 6,49 TL iken, Şubat ayında 6,68 TL olduğu, buna göre %2,94’ lük bir fiyat artışının meydana geldiği gözükmektedir. Bu aylarda hanehalkının tükettiği varsayılan ürün miktarı sadece 570 gramdır. Aynı şekilde taze fasulye Ocak 2017’de 8,59 TL iken, şubat ayında 11,55 TL olmuştur. Taze fasulyedeki fiyat artışı 4,41 olarak gerçekleşmiştir. Aylık varsayılan tüketim ise sadece 272 gramdır. Aylık tüketimi aile başına 570 gram ve 272 gram olan ürünlerin tüm Türkiye’deki enflasyonu tek başına domine ediyor olması bu göstergeler çerçevesinde pek izah edici olamamaktadır. 6) Dolmalık biberin Ocak 2017’deki toplam piyasa değeri (6,49 x 12 bin 500 ton) yaklaşık 81 milyon TL, aynı şekilde taze fasulye (8,59 x 6 bin ton) 52 milyon TL’dir. Aynı dönem için GSMH miktarı yaklaşık 166 milyar TL’dir. Tek başına TÜFE’yi aşırı derecede etkiyen dolmalık biberin GSMH içindeki payı binde 5 (%0.5), taze fasulyenin payı ise sadece binde 3 (%0.3)’tür. Bu kadar büyük bir ekonomi içinde oldukça küçük hatta önemsiz paya sahip ürün ya da ürünlerin bütün ekonomiyi bu kadar büyük çapta etkilemesi enflasyon hesaplama yöntemimizi gözden geçirmemiz gerektiğini göstermektedir. Sonuç Sonuç olarak, hanehalkı tüketiminde ancak gramlarla ifade edilen ve toplam ekonomi içindeki payı da bindelik dilimlerle ifade edilen ürünlerin, enflasyon olarak bütün ekonomik dengemizi sarsıyor olması üzerinde tekrar düşünülmesi gereken bir konudur. Önerimiz, yaş sebze ve meyve grubundaki ürünlerin ağırlıklarının iklim ve üretim desenine göre, yani arz ve talep dengesine göre daha gerçekçi ağırlıklarla, yani ürünün piyasaya arz edildiği miktar/tüketimin yansıdığı ağırlıklarla hesaplanmasıdır. Aksi takdirde tarla üretiminden sera üretimine geçiş olan dönemlerde ekonomik ağırlık olarak gerçeği tam olarak yansıtmayan fiyat değişimleri enflasyon olarak karşımıza çıkacak, bu da her yıl kamuoyunda gerçekçi bir karşılığı olmayan tartışmalara yol açacaktır.

Prof.Dr.Turan KARADENİZ

Anadolu Ziraat Mühendisleri Derneği Genel Başkanı

Yorumlar