Fındığın Sorunları Acil Çözüm Bekliyor – Prof.Dr. Turan KARADENİZ – Köşe Yazısı

Prof.Dr. Turan KARADENİZ

Anadolu Ziraat Mühendisleri Derneği Genel Başkanı

Fındığın Sorunları Aci̇l Çözüm Bekli̇yor

Fındık, Fagales takımının Betulaceae familyasının Corylaea alt familyasın Corylus cinsine girer. Fındığın en yaygın bilinen tür adı Corylus avellana L.’dir. Ülkemizde yetiştirilen fındıklar Corylus avellana ile Corylus maxima’nın melezleri olarak bilinmektedir. Kuzey Anadolu’da ağaç formunda yetişen Türk fındığı ise Corylus colurna L.’dir.

Ülkemiz fındığın gen merkezleri arasındadır. Aynı zamanda ülkemiz fındık yetiştiriciliğine çok uygun geniş alanları ve dünyanın en kaliteli çeşitlerine  sahiptir. Türkiye’de fındık yetiştirilen alanlar 40-41enlem ve 37-42o boylamları arasında bulunmaktadır. Bu sınırlar içinde ekolojik koşullar bakımından en uygun alanlar Karadeniz kıyılarıdır. Karadeniz kıyılarında fındık yetiştirilen alan 80 km içeriye ve 1300 m yüksekliğe kadar çıkmaktadır. 

Fındık Karadeniz bölgesinin geleneksel bir ürünü olup, bu bölgede yaklaşık 5000 yıldır yetiştirilmektedir. Günümüzde 400 bin aile yaklaşık 700 bin hektarlık alanda fındık tarımı yapmakta ve 7-8 milyon insan geçimini bu üründen karşılamaktadır. Ülkemiz dünya fındık üretiminin yaklaşık % 70’ini, dünya fındık ihracatının ise % 70-80’ini tek başına gerçekleştirmektedir. 

Dünyada fındık üretimi 900 bin-1 milyontondur. Türkiye 700 bin ha alanda 500-750 bin tonluk üretimle ilk sırada yer alırken, bunu 69 bin ha alanda 80-130 bin tonluk üretimle İtalya ve 12 bin ha alanda 30-40 bin tonluk üretimle ABD takip etmektedir. Gürcistan, Şili, Azerbaycan, Fransa gibi ülkeler fındık dikim alanlarını artırmaya ve pazarda söz sahibi olmaya çalışmaktadırlar. 

Dünyada artışa paralel olarak ülkemizde de fındık üretim alanlarının sürekli artış gösterdiği gözlenmektedir. Bu artışta taban arazilerdeki payı son yıllarda öne geçmiş durumdadır.  Bununla birlikte fındıkta son yıllarda atılım içinde olan ülkelerdeki gelişme ülkemizin dünya üretimindeki payını her geçen gün azaltmaktadır.

Türkiye`de 33 ilde fındık yetiştiriciliği yapılmasına karşılık ticarete konu olan yetiştiriciliğin tümüne yakını Ordu, Giresun, Samsun, Trabzon, Düzce, Sakarya, Zonguldak, Artvin, Bartın, Kocaeli, Sinop, Gümüşhane, Kastamonu, Rize, Tokat ve Bolu illerinde gerçekleştirilmektedir.

Türkiye genelinde gerçekleşen dikim alanları, bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir. Ordu ili fındık üretim alanları ve miktarlarıyla Türkiye’de ilk sırada yer almakta, bu ili Giresun izlemektedir (Çizelge 1). 

Çizelge 1. Türkiye’de illere göre fındık üretim alanı (Kaynak: TÜİK-GTHB,2015)  

İller Üretici Sayısı Alan (Ha) Üretim(Ton) Oran %
Artvin  6.189 8.665 6.314 1.00
Bartın 4.286 6.000 6.765 1.10
Bolu 778 1.089 366 0.05
Düzce 44.775 62.685 69.344 10.70
Giresun 83.651 117.111 105.023 16.25
Gümüşhane 573 802 723 0.10
Kastamonu 5.336 7.471 5.213 0.90
Kocaeli 5.758 8.062 7.530 1.20
Ordu 162.274 227.183 200.938 31.10
Rize 2.576 3.607 1.303 0.20
Sakarya 51.856 72.598 82.708 12.80
Samsun 64.731 90.623 90.857 14.00
Sinop 1.215 1.701 1.175 0.20
Tokat 2.001 2.802 3.511 0.50
Trabzon 46.678 65.350 39.126 6.00
Zonguldak 16.852 23.593 22.572 3.50
16 İl Toplamı 499.529 699.341 643.468 99.60
Diğer İller toplamı 2.347 3.287 2.532 0.40
Türkiye Toplam 501.876 702.628 646.000 100

Milli bir ürün olan fındık, Karadenizlinin hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Karadenizli düğünlerini, alışverişlerini fındığa, yaygın deyimle ‘fındık ayına’ göre düzenlemektedir. Bununla birlikte, birçok tarımsal üründe olduğu gibi fındığın da gerek arazi yapısı, gerek üretici ve gerekse devlet politikası bakımından bugün hala çözüme kavuşturulamamış birçok problemi bulunmaktadır. 

FINDIĞIN SORUNLARI 

Üretim Aşamasındaki Sorunları 

Fındık üretimindeki en önemli problem verim düşüklüğüdür. Verim düşüklüğüne neden olan başlıca sorunlar; fındık bahçelerinin ekonomik ömürlerini tamamlamaları, arazi yapısı ve toprak durumu, tozlanma ve döllenme noksanlığı, toprağın tipi, toprak reaksiyonu, taban suyunun yüksekliği, gübreleme ve bakım şartları, budama yetersizliği, dekardaki fazla ocak sayısı, hastalık-zararlılar, yanlış ve zamansız hasattır.

Yaşlı Fındık Bahçelerinin Gençleştirilmesi: Karadeniz Bölgesi engebeli ve meyilli arazilere sahip olduğundan çeşitli yükseltilerde fındık yetiştiriciliği yapılmakta olup, rakım ve dikim yaşı çeşitler üzerinde önemli kalite ve verim farklılıklarına sebep olmaktadır. Ülkemizde 5000 yıllık geçmişi olan fındık bahçeleri, Doğu Karadeniz bölgesinde ekonomik ömrünü tamamlamış, verimsiz, kim tarafından ve nasıl dikildiği bilinmeyen alanları oluşturmaktadır. Bu bahçelerin dikim yaşını üzerinde üretim yapan çiftçilerin birkaç nesil öncesi dahi bilmemektedir. Ekonomik ömrünü tamamlamış bu bahçeler uygun olmayan bakım şartları altında ve çeşit özelliklerinden kaynaklanan yıllara göre düzenli verim alınamamakta ve etkili olarak periyodisite görülmektedir. Giresun ekolojisinde dikim yaşı ile verim ve kalite arasındaki ilişkilerin incelendiği bir akademik araştırmada; fındıkta verim ve kalite kriterleri bakımından en iyi değerlerin 10-50 yaşları arasındaki bahçelerde olduğu, 10 yaşındaki bahçelerin özellikle verim bakımından öne çıktığı, 70 ve 90 yaşındaki bahçelerde verim ve önemli kalite kriterlerinin (meyve ağırlığı, iç ağırlığı, randıman, yağ) büyük ölçüde azaldığı görülmüştür.  

Dikim Sistemlerinin Değiştirilmesi: Yaşlı fındık bahçelerinin hızlı bir şekilde gençleştirilmesi, bu esnada yeni fındık çeşitleri ile ve yeni dikim sistemleri ile bu dönüşümün sağlanması ihmal edilmemelidir. Gençleştirme uygulamalarında eksi bahçelerden dip sürgünü alınarak bahçelerin bu fidanlarla gençleştirilmesi çok uygun gözükmemektedir. Fındık çeşitlerinin kendi içinde standart özelliklerindeki sapmalar önemli sorun oluşturmaktadır. Yürütülen klon seleksiyonları ve melezleme çalışmaları ile yeni çeşitler ve çeşitler içinde yüksek kaliteli klonlar elde edilmiştir. Bu yeni kolan veya çeşitlerin hızlı bir şekilde çoğaltılması yoluna gidilmelidir. Bu da ancak doku kültürü laboratuvarları ile mümkün olabilecektir. 

Yetersiz Kültürel Uygulamalar: Fındık dikim alanlarının genellikle yüksek eğimli ve toprakların sığ olması sebebiyle kültürel uygulamaların yapılması yetersiz kalmaktadır. Eğimli fındık bahçelerinde, mutlaka teraslama yapılarak eğimin giderilmesine çalışılmalıdır. Bu durumda toprak erozyonunun da önüne geçilmiş olunacaktır. Eğimin yüksek ve toprak derinliğinin az olduğu fındık bahçelerinde çok uzun yıllardan beri fındık tarımının yapılıyor olması topraktan kaldırılan bitki besin elementlerinin toprağa yeterince verilmemesi, verimsizliğin başında gelmektedir.  Aynı zamanda, dikim yaşı 150-200 yılı bulan birçok bahçede fındık köklerinin yaşlanmış ve mantarlaşmış olması nedeniyle hem besin maddesi alımı sınırlı düzeyde kalmakta hem de bu kökler toprağı yeterince tutamadığı için toprak, yağışlara bağlı olarak, erozyona maruz kalmaktadır.

Fındıkta yüksek verim alınabilmesi için kültürel ve teknik uygulamaların yerinde ve yeterli bir düzeyde yapılması, bu uygulamalardan yeterli sonuçları alabilmek için de ekolojik isteklerinin çok iyi bilinmesi gerekir. Fındık, yıllık ortalama sıcaklığın 13-16 oC arasında olduğu yörelerde yetişmektedir. Ayrıca bu yörelerde en düşük sıcaklığın -8, -10 oC’yi, en yüksek sıcaklığın 36- 37 oC’yi geçmemesi, yıllık yağış toplamının 700 mm’nin üstünde olması ve yağışın aylara dağılımının dengeli olması gerekir. Temmuz ve Ağustos aylarında yağışın yetersiz olması durumunda mutlaka sulama yapılmalıdır. Haziran ve Temmuz aylarındaki oransal nem de % 60‘ın altına düşmemelidir.  

Uygun Tozlayıcı Seçimi: İyi bir verim için mutlaka tozlayıcı çeşide ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle kurulacak bahçelerde ana çeşitlerle birlikte tozlayıcı çeşide yer verilmelidir. Ana çeşitlerle tozlayıcı çeşitlerin aynı şekil grubunda ve çiçek açma zamanları da birine denk gelecek şekilde olmasına özen gösterilmelidir. 

Budama: Yetiştiricilikte genel olarak ocak sistemi kullanılmakta ve ocaklar arası mesafenin 3-5 m ve ocaktaki dal sayısının 6-12 arasında olması arzu edilmektedir. Ordu’ da farklı dal sayılarının kalite faktörleri üzerine etkisinin araştırıldığı bir araştırmada, ocaktaki dal sayılarının Tombul ve Palaz çeşitlerinde meyve kalite kriterleri bakımından en iyi değerlerin 4-5 dallı ocaklarda olduğu, verimi arttırmak için sık olan ocakların çıkarılması, fazla olan dalların ocaklardan uzaklaştırılması ve her dal üzerinde budama yapılması, iyi ve kaliteli bir ürün almak için ocaktaki dal sayısının en fazla 8 adet ile sınırlandırılması gerektiği, bu sayının artması ile birlikte kalite parametrelerinde azalmaların görülebileceği, fazla dalın fazla ürün anlamına gelmeyeceği ortaya koyulmuştur. 

Hasat: Fındık için en uygun hasat yöntemi yerden hasat olup, hasat tarihleri çeşitlere, bölgeye, ekolojiye ve yöneye göre değişmekledir. Fakat üreticilerimizin büyük bir çoğunluğu erken hasat yapmakta, bu da verim düşüklüğüne neden olmaktadır. Bazı fındık çeşitlerinin optimum hasat tarihlerinin belirlenmesi amacıyla, Giresun ili Bulancak ilçesinde yapılan bir araştırmada; fındıkta kalitenin ve verimin en üst düzeyde gerçekleşebilmesi için meyve ağırlığı, iç ağırlığı, meyve iriliği, kabuk kalınlığı, randıman, protein ve yağ değerlerinin optimum düzeyde olması, bu kriterlerin ise en yüksek değerlere 13 Ağustos ve 17 Ağustos tarihlerinde daldan değil, olgunlaşarak yere düşen fındıklarda ulaşıldığı belirlenmiştir.  Dolayısıyla, olgunlaşmamış cebren daldan kopartılarak hasat edilen fındıklarda fiziksel ve kimyasal yapı istenilen düzeyde gerçekleşememektedir.

Depolama: Diğer yandan, fındık üretim bölgelerimizde önemli miktarda fındığın, nemi %6’ya kadar yeterince düşürülüp kurutulmadan harmanlanmakta,  havalanması yetersiz, nemli, sağlıksız şartlarda depolandığı bilinmektedir. Bu da fındığın uygun olmayan depo koşullarında çürümesine ve aflotoksine yakalanmasına yol açmaktadır.

Yasalardan Kaynaklanan Sorunlar 

Fındığın en önemli problemlerinden biri arazilerin parçalı oluşudur. Genel olarak fındık tarımı aile işletmeciliği şeklinde yapılmakta olup, araziler miras yoluyla parçalanmaktadır. Fındık alanlarının parçalanmasıyla birlikte arazi yapısının engebeli ve dağınık olması da makineli tarıma imkan verememekte, ekonomik anlamda birim alandan elde edilen maliyet artmaktadır.  

Pazarlanmadan Kaynaklanan Sorunlar 

Fındık üreticisi ülkeler arasında ilk sırada yer almamamıza rağmen ülkemizde tüketilen fındık miktarı çok azdır. İç pazarda üreticiden tüketiciye ulaşana kadar fındığın çok el değiştirmesi, perakende fiyatının oldukça artmasına sebep olmaktadır. Yüksek fiyat iç tüketimin artmasını engellemekte ve tüketiciyi daha ucuz olan alternatif çerezlere yöneltmektedir. Diğer yandan iç tüketimin, özellikle çerez olarak artmamasında eski ve düşük kaliteli fındıkların büyük rolü olduğu bilinmektedir. Acı ve çürük fındığın Türk tüketicisinin damak zevkinin gelişmesini engellediği, fındık tüketen sanayilerin çoğunun ucuz ve kalitesiz mal üretmeleri nedeniyle kaliteli fındıklar yerine iade, kötü ama ucuz mal talep ettikleri ifade edilmektedir. Bu durum tüketicinin memnuniyetsizliğine neden olmakta, bu da fındık tüketimini olumsuz etkilemektedir. 

Üreticilerimizin büyük bir çoğunluğunun fındıktan başka bir kazancı bulunmamaktadır. Bu üreticilerimizin ekonomik anlamada başka kazançları olmadığı için kredi kullanmakta, borçlarını ödeyebilmek için de ürününü hasat eder etmez satmak zorunda kalmaktadırlar. Fındığın rekoltesi ve maliyeti henüz netleşmeden ihraç fiyatlarının belirlenmesi, yani alivre satışı söz konusu olduğundan, fındığın az veya çok olduğu yıllarda sürekli sorun oluşturmaktadır.  Alivre satışlar haksız rekabet ve tekelci bir ortam oluşturmaktadır.   

Fındık borsası olmaması sebebiyle, üreticilerin kaderi tüccarlar, ithalatçılar ve dış alıcıların elindedir. Yine birlikler ve kooperatifler hala yeterince oluşturulmamıştır.

Türkiye, dünya fındık üretiminin ve ihracatının % 70‟ini tek başına gerçekleştirmektedir. Türkiye buna rağmen fındık fiyatlarının belirlenmesinde etkin olamamaktadır. Fındığın fiyatı özellikle çikolata sanayinde bu ürünü kullananlar tarafından belirlenmektedir. Dünyada fındık üreticisi olmadıkları halde ihracatçı durumunda olan ülkelerin tamamı, Türkiye’den satın aldıkları fındığı işleyerek re-eksport (yeniden ihraç) yapmaktadırlar. Bu da Türkiye’nin fındık piyasasında etkin olmadığını göstermektedir. Re-eksport yolu ile fındık mamulleri satan ülkelerin başında Almanya gelmektedir. Almanya’nın fındık piyasasında söz sahibi olmasının en önemli nedeni kamuoyunda Hamburg Fındık Borsası diye bilinen Hamburg borsasıdır. Oysa ki Hamburg’da fiziki anlamda bir Fındık Borsası yoktur. Gelişen teknoloji ile birlikte alıcı ve satıcı arasında elektronik ortamda fiyat belirlenmektedir. Fındık fiyatının belirlenmesini sağlayacak, ülkemizde güçlü ve donanımlı bir Fındık Ürün Borsası’nın kurularak, ülkemizde yetişen fındıkla ilgili kararların yine ülkemizde alınması sağlanmalıdır.

Fındıkta eksikliği hissedilen bir diğer unsur, akredite olmuş laboratuvarların yokluğu nedeniyle, fındık kalitesinin uluslararası geçerlilikte belgelendirilmemesi, bu nedenle çıkan anlaşmazlıkların genelde ithalatçı firmaların lehine sonuçlanmasıdır.  

İthalatçı ülkelerin ileri teknolojileri, işleme fabrikalarına sahip olmaları, işlenmiş fındık ihracatının daha fazla artmasına önemli bir engel oluşturmaktadır. Bununla birlikte, son kullanıcı ve tüketiciye yönelik ürün geliştirme ve pazarlama ağı henüz yeterince oluşturulmamıştır.  

SONUÇ  

Dünya fındık üretiminin %70’ni karşılayan ülkemizde maalesef hala çözüme kavuşturulamamış problemler mevcuttur. İç ve dış pazarda önemli olan fındığımıza sahip çıkabilmek amacıyla çiftçi ve devlet bir dizi önlemler almalıdır. Bu önlemler tek taraflı olmayıp bütünlük içinde gerçekleştirilmesi halinde başarılı olunabilecektir. Üreticiler, daha kaliteli ve verimli ürün alabilmeleri için mevcut fındık bahçelerinde iyileştirmeler yapmalıdırlar. Bahçelerin yenilenmesinde tescil edilen yeni fındık çeşitlerine mutlaka yer verilmeli, aynı zamanda tozlayıcılar ihmal edilmemelidir. Ancak ülkemizde fındık fidanı üretimi ihtiyacın çok altındadır. Bahçe yenilemelerinde ihtiyaç duyulan fidanların en hızlı şekilde çoğaltılarak, üreticilerin ihtiyacını karşılayacak çalışmaların biran önce başlatılması önem arz etmektedir. Bunun için doku kültürü laboratuvarları kurulmalı ve standart fındık çeşitleri ismine doğru bir şekilde bu laboratuvarlarda üretilmelidir.

Fındıkta verimin ocak dikim sistemine göre daha yüksek olduğu yeni dikim sistemlerine mutlaka geçilmelidir. Bu durum aynı zamanda makinalı hasatı da beraberinde getirecek, fındıkta endüstriyel üretime de geçişi sağlayacaktır.

Ekonomik yaşını doldurmuş bahçeler yenilenmeli, gübreleme, budama gibi kültürel uygulamalar düzenli ve doğru bir şekilde yapılmalı, hastalık ve zararlılarla etkili bir şekilde mücadele edilmeli, hasat en uygun yöntem ve zamanlarda yapılmalıdır. Yapılacak gençleştirme ile toprağı iyice kavrayan ve tutan genç fındık bitkilerinin de dikimi gerçekleştirilmiş olunacaktır. Özellikle eğimli arazilerin teraslanması toprak erozyonunun da kontrolü açısından önemli görülmektedir.  

 Birçok ülke fındık dikim alanlarını genişletmekte, birçoğu yeni fındık bahçeleri tesis etmektedir. Dünya fındık üretiminin yaklaşık % 70’ini, dünya fındık ihracatının ise % 70-80’ini tek başına gerçekleştirmekte olan ülkemizin, yakın bir gelecekte bu gücünün zayıflayacağı, övünülecek olan % oranların hızlı bir şekilde düşüş göstereceği göz ardı edilmemelidir. Fındık üretim alanlarımızın genişleme hızı azalmış veya durmuş olup, dünya ölçeğinde mevcut durumumuzu koruyabilmemiz için mutlaka birim alandan daha fazla ürün almamız gerekmektedir.  

Fındığın satışı ve pazarlanmasında istikrar sağlanmalı, kontrollü üretim yapılarak standartlara uygun yüksek kaliteli ürün teslimi teşvik edilmeli, iç ve dış pazarda en iyi şekilde değerlendirilmesi hedeflenmelidir. Arazi parçalanmasının önüne geçilerek ekonomik büyüklüğün altına düşmemesine müsaade edilmemeli ve güçlü ve donanımlı ürün borsaları kurulmalıdır.  

KAYNAKLAR 

Akdemir, E.T., 2010. Bazı Fındık Çeşitlerinde Optimum Hasat Tarihlerinin Belirlenmesi. Ordu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Bahçe Bitkileri ABD, Yüksek Lisans Tezi.  

Anonim, 2001. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı. Gıda Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Raporu. Fındık İşleme Sanayii Alt Komisyon Raporu. Ankara. 

Anonim, 2009. Fındık Sektör Raporu, 2009. Avrupa İşletmeler Ağı-Karadeniz, 2009 

Anonim, 2015. www.fao.org, Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Örgütü İnternet Sayfası. 

Anonim, 2015. www.tuik.gow.tr, Türkiye İstatistik Kurumu İnternet Sayfası. 

Ayfer, M., Uzun, A. ve Baş, F., 1986. Türk Fındık Çeşitleri. Karadeniz Bölgesi Fındık ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Yayınları, Ankara, S.95. 

Bak, T., 2010. Fındıkta (Corylus avellana L.) Farklı Dal Sayılarının Kalite Faktörleri Üzerine Etkileri. Ordu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bahçe Bitkileri ABD, Yüksek Lisans Tezi. 

Beyhan, N., Demir, T., ve Turan, A., 2007. İlkbahar Dönemi İklim Koşullarında Fındığın Verim ve Gelişmesi Üzerine Etkileri. Türkiye V. Ulusal Bahçe Bitkileri Kongresi. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü. Cilt 1: Meyvecilik.04-07 Eylül 2007, Erzurum. 

Bostan, S. Z., 2004a. Fındık Tarımında İklimin Yeri ve Önemi. 3. Milli Fındık Şurası Kitabı.10-14 Ekim 2004, Giresun (Editör: Prof. Dr. Turan Karadeniz). 

Çağlayan, A. ve Durmuş, E., 2004. Türkiye Fındık Üretim Alanlarının Coğrafi Dağılışı. 3. Milli Fındık Şurası Kitabı.10-14 Ekim 2004, Giresun (Editör: Prof. Dr. Turan Karadeniz). 

Karadeniz, T., Bostan, S.Z., Tuncer, C. ve Tarakçıoğlu, C., 2009. Fındık Yetiştiriciliği. Ziraat Odası Başkanlığı Bilimsel Yayınlar Serisi Yayın No: 1 

Karadeniz, T., ve Bostan, S. Z., 2004c. Tombul Fındık Çeşidinde Meyve ve Toprak Özelliklerinin Rakıma Göre Değişimi ve Bunlar Arasındaki İlişkilerin Belirlenmesi. 3. Milli Fındık Şurası Kitabı.10-14 Ekim 2004, Giresun (Editör: Prof. Dr. Turan Karadeniz).S.471 

Kırca, L., 2010. Fındıkta (Corylus avellana L.) Ocak Dikim Yaşı İle Verim ve Kalite Arasındaki  İlişkiler. Ordu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bahçe Bitkileri ABD, Yüksek Lisans Tezi. 

Köksal, A. İ. ve Okay, Y., 2004. Türkiye’deki Fındık Sanayinin Geliştirilmesi. 3. Milli Fındık Şurası Kitabı.10-14 Ekim 2004, Giresun (Editör: Prof. Dr. Turan Karadeniz). S.146.

Kurt, H., 2004. Fındığın Üretim ve Pazarlama Aşamasındaki Sorunları. 3. Milli Fındık Şurası, Giresun. S.158-162.

Marangoz, D., 1999. Fındığın Döllenme Biyolojisi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bahçe Bitkileri Bölümü Yüksek Lisans Tezi.

Bir cevap yazın